Bir Şiir Nasıl Okunur?
Bir şiiri okumaya başlayan kişi ilk önce unvan ve mesleğini bir kenara bıraktıktan sonra baştan sona okumalı empati yaparak şairin neyi? Nasıl? Anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmak durumundadır. Aksi taktirde şiir şairin anlatmak istediğinden daha eksik anlaşılacak ve kural koyucu ve betimleyici eleştirmen ve yorumcu penceresinden nasıl okunuyor ve anlaşılıyorsa öyle yansıtılacaktır.
Günümüz şiir ve edebiyat dünyasını (gelişen teknoloji ile birlikte sanal kütüphane imkanlarının verdiği kolaylıkları da dikkate alarak söylüyorum)
Uğraşı için, eğlence için, tatmin için ve kendini ifade için olmak üzere birkaç sınıfa ayırmak istiyorum. Özellikle altyapısı olmadan bu işe zaman ayıranlar bir hayli artmakla birlikte gençlere yeterince aktarımı yapamadıkları için bir nesil yarım ve eksik bilgilerle donatılıyor. Kültür ve edebiyat siteleri adı altında hayata geçirilen ve bir çoğu hem sahipleri itibariyle hem de kullanıcıları itibariyle kendisi gibi düşünen kalabalıklardan müteşekkil ortamların var ettiği şaircik ve taraftar kitlesiyle şiirin gelecek adına kaderini belirlemek ve bu konuda ümitvar olmak yanlış olacağı kanaatindeyim. Her şeye rağmen bu ortamların da sahipsiz bırakılmaması gerektiği düşüncesini taşıyan bu işe gönül vermiş popülerite ve sanal itibar derdinde olmayan gönül erlerinin de varlığının bilinmesi gerekmektedir.
Şiir yazmak gönül, eğilim, zevk ve kendini ifade etmek veya etmeye çalışmak işi olsa da şiiri okumak eleştirmek, yorumlamak bilgi ve donanım gerektirmektedir. Daha yalın ve örnekleme ile açıklayacak olursak bir yemeği yemek onu yemekten haz etmek kişinin damak zevkiyle alakalı olsa da onu yapanın eksiklerini veya fazlalarını beyan etmek için yemek yeme kültüründen ziyade yemek yapma kültürünün olması gerekmektedir. Yemek yeme kültürü olanın fikir beyan etmesi benim için yemekle alakalı fikir beyanından ziyade kendi öz damağıyla alakalı durum beyanından öteye gitmeyecektir.
Bu yazı dizimde eleştirmen ve yorumcu tanımlamalarını ele aldığım için şiirleri eleştirilen, yorumlanan şairlerden özellikle ricam yorumu ve eleştiriyi yapan kişinin işinin ehli olup olmadığına, şiir bilgisine vakıf olup olmadığına dikkat ederek kendilerine çeki düzen vermeleridir. Aksi taktirde kendisine yapılan yorum ve eleştiriler yanlış yol gösteren yol tabelalarından öteye gitmeyecektir. Yine bu konuda edebiyat ve kültür sitesi sahip ve yöneticilerine düşen bir görev vardır ki o ortamlarda Şiir eleştirmen ve yorumcuları yetiştirmek onlara yarı bir bölüm meydana getirmek ve normal fikrini beyan edenlerden öte şiirin ne olması gerektiğini ve okudukları şiirin ne olduğunu anlatan, eleştiren ve yorumlayan şairler üst kimlikli ehil insanlar yetiştirmek. Her edebiyat sitesi Şiir Tahlilleri bölümü oluşturarak var edilenlerin şiir mi ? yoksa başka bir şey mi? Olduklarını beyan edecek yazılımları ve bu yazılımlarda ehil olan insanların istihdamını yapmak zorundadırlar.
Bütün bu açıklama ve bakışlardan sonra Bir şiir nasıl okunur? Sorusunun cevabına geçmek istiyorum.
Bu konuda aklıma ilk gelen Terry Eagleton’un How to Read A Poem (Bir Şiir Nasıl Okunur?) yazı dizisinden kitaba çevirdiği eseridir. İlgili kitapta örnekleriyle açıklanan ve hayli doyurucu olan bölümler mevcut.
Şiirlerde kullanılan dil (söz-eylem kavramından yola çıkarak ifade ediyorum) yalnızca gözlemleyici değil aynı zamanda gerçekleştiricidir de. Yani dil, sadece dünyayı betimlemez, aynı zamanda dünyaya eklemeler yapmak suretiyle onu şekillendirir.
Bu bağlamda dili gözlemleyici ve gerçekleştirici olarak kullanan şairle birlikte belli bir düzeydeki duyarlıklı şiir okurunun benim indimde yadsınamaz bir kıymeti vardır. Çünkü insanların çok azının yapabildiği bir uğraşa, okuma uğraşına meyletmiş ve bunu algılanması, tadına varılması güç olan bir tür (şiir) üzerinde yoğunlaştırmıştır.
Bahsimize konu okur, uğraşını daha ileri bir merhaleye vardırıp okudukları üzerinde düşünmeye, düşüncelerini yazı yoluyla başkalarıyla paylaşmaya başlayınca önemi bir kat daha artar kuşkusuz. Çünkü, şiir üzerine yazmak, sanıldığından da güç bir iştir. Yazanların bildiği üzere, şiir üzerine söz söylemek, geniş bir birikim (şiir ve terim bilgisi, kuramsal bilgi), sürekli yenilenen derinlikli bakış açıları ve ihtiyat gerektirir. Bir şey daha gerekir şiir üzerine yazmak için; sevgi. Bu sayılanlardan biri veya birkaçı eksikse, yazdıklarınız, sizin dışınızdakilere kolay kolay ulaşmaz, ilgili koyaklarda yankılanacak bir ses bırakmaz. Dahası, bu çaba şiirin ele avuca sığmaz doğasına egemen olma, bir bakıma onu kendinizce uysallaştırıp evcilleştirme, okurun gözü önünde öğelerine ayırıp gene okurun tanıklığında yeni baştan oluşturma iddiası taşıyorsa çetin bir sınava dönüşür.
Bunu yapan, yapabilen eleştirmen, yorumlayıcı veya okuyucu simge ile sembol, imge ile simge’nin farklarını bilmeyen ve bunları ayrıştıramayanlar bu işi yapabilir mi?
Bekir Kale Ahıskalı
Eylül 2009
Eleştirmen ve Yorumcu Tanımlamaları-7
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder